Seiko Pogue’un İlginç Hikayesi

60’lı yıllarda Soğuk Savaş’ın nükleer silahlanma yarışının yanı sıra saatçilik dünyasında da kıyasıya bir rekabet yaşanıyordu:

Dünyanın ilk otomatik kronograf mekanizmasını yaratma yarışı.

Otomatik Kronografın gelişimi ve Seiko 6139’un Doğuşu

Zenith kendi kronograf mekanizmasını 1962 yılında geliştirmeye başlamıştı, ancak proje on yılın sonlarına kadar bekletildi. 1969’un başlarında şirket efsane kalibesi  El Primero’yu duyurdu. Aynı donemde Heuer’in başını çektiği İsviçreli saat şirketleri grubu Project 99 kod adı altında Chronomatic’i geliştirmekteydi. (Bilindiği üzere Chronomatic, daha sonra ikonik kare kasa model Heuer Monaco’da  yer alan Calibre 11’le horoloji tarihine iz bırakanlar arasında yerini alacaktı.) Tüm bu gelişmeler yaşanırken 1964 yılında Seiko kendinden hiç beklenmedik şekilde ref. 5717. adlı kalibresini duyurararak büyük sükse yapmıştı. Bu başarının yankıları hala sürerken, Seiko’dan beklenmedik bir hamle daha geldi ve Japonlar birden fazla şirketin kaynaklarını bir araya getiren Chronomatic grubunun bile yapamadığını yaparak ilk otomatik, tam entegre kronograf mekanizması ürettiklerini duyurdular! Zenith’in meşhur El Primero’su da tamamen entegre bir mekanizmaya sahip olsa da, geliştirilmesi neredeyse on yıl sürmüş ve piyasaya ancak yılın ilerleyen zamanlarında çıkabilmişti. Heuer’in modüler yapıdaki Calibre 11 li Monaco’su ise Nisan 1969’da uluslar arası Basel fuarında duyurulmuş ve hiç şüphesiz ‘küresel pazarlara sunulan ilk otomatik kronograf saat” olarak tarihte yerini almıştı.(Sonrasında Steve McQueen’in 1971 yapımı Le Mans filminde takacağı ikonik kare kasa Monaco ile Caliber11’in şöhreti iyice perçinlenmiş ve tam bir efsane olmuştur). Bütün bu gelişmeler yaşanırken, Seiko ise sessiz sedasız bir şekilde 6139-6000 model kronografını Japon iç pazarına sürmüş, ve zaten fotofinish’le sonuçlanan yarış daha da enterasan hale gelmişti. Zira 6139 saatlerin perakende piyasasında ilk olarak hangi ayda satıldığı net olarak bilinmese de, dönem saatlerinin seri numaraları çözümlendiğinde Ocak ve Şubat 1969 üretimine kadar uzanan modellere rastlanmaktadır.(yani Heuer Monaco’dan 3 ay önce!)  Sözün özü “Küresel pazarlara sunulan ilk otomatik kronograf” Heuer Monaco  Caliber11 olarak kabul edilse de, bu yarışta sadece Japonya iç pazarına odaklanan mütevazi Seiko’nun hakkı sanki biraz yenmişti. Neyse, sabredin, zira kader henüz ağlarını örmemişti…

Sinn ve bir Uzay hikayesi;

Toolbox diye bilinen saatler, özellikle son dünya savaşından beri insanoğluna maceralarında eşlik etmek için tasarlanmakta ve koleksiyonerler özellikle uçuş tarihiyle gerçek bir bağlantısı olan, amaca yönelik üretilmiş bu modellere ise ayrı bir ilgi duymakta. Hemen hemen tüm koleksiyonerlerin favorilerinin başında gelen Rolex GMT Masters, Breitling Cosmonautes, Omega Speedmaster gibi efsanelerin arasına 1985 yılında enterasan hikayesiyle genç bir oyuncu katıldı. Sinn 142.  Spacelab D1 görevi sırasında Alman Astronot Reinhard Furrer’in bileğinde görev sırasında bulunan Sinn 142 uzayda kullanıldığı bilinen ilk otomatik kronograf olarak kayıtlara geçti…

O tarihe kadar otomatik kronografların tasarımları gereği yer çekimsiz (düşük çekimli) ortamda düzgün çalışamayacağı ve kurmalı kronografların ya da quartz (pilli mekanizmalı) saatlerin bu tarz görevler için daha doğru/güvenilir ölçme aletleri olduğu düşünülmekteydi. Sinn 142, tüm bu tabuları yıkmış ve bu başarı genç markayı haklı şekilde elit markalar ligine çıkarmıştı. İlginç bir şekilde, Spacelab D1 görevinden yirmi yılı aşkın bir süre sonra, Sinn’in aslında uzayda kullanılan ilk otomatik kronograf olmadığı gerçeği garip bir tesadüfle ortaya çıktı – meğer bu onur aslında 70’lerin görece ucuz, seri üretimi mütevazi bir Seiko’suna aitmiş.- İlginç keşif, 2007 yılında kartal gözlü bir saat meraklısı olan David Bruno’nun Skylab 4 adlı NASA görevi fotoğraflarında astronot Albay Pogue’un bileğinde bir Seiko 6139-6002 farketmesiyle gerçekleşti. Detaylı bir araştırma ve sonrasınsa emekli astronotla yapılan yazışmaların neticesinde şüpheler doğrulandı ve kronograf saatlerin ve Uzay Programı’nın tarihi muhtemelen sonsuza dek değişti. Seiko 6139, Uzay görevinde kullanılan ilk otomatik saat olarak kayıtlara geçti.

David Bruno ve Albay Pogue’un yazışmaları (kaynak: plus9time.com)

Hikayeye göre, NASA astronotu Albay William Pogue 1973 yılında Skylab 4 görevi için eğitim alırken, çeşitli manevraları ve motor yanma zamanlarını doğru ölçebilmek adına şahsi 1971 model sarı kadranlı Seiko 6139 saatini kullanmış. Her ne kadar Omega Speedmaster o dönemde NASA tarafından astronotlar için seçilmiş standart saat olsa da, Pogue eğitimler sırasında henüz Speedmaster’ını teslim almamış. Eğitimler sonrası Skylab görevine çıkma zamanı geldiğinde ise iki saat ona uzayda eşlik etmiş: biri standart ekipman olarak “efsane” Omega Speedmaster (kurmalı – kronograf) ; diğeri ise bildiği, eğitimlerde ve gündelik hayatında kullandığı kişisel saati (Seiko Speedtimer 6139-6002). Böylece, NASA sertifikalı olmamasına rağmen, Seiko 6139 dünya dışında 84 gün geçirmiş ve dünya etrafında 34bin milden fazla yol yaparak uzayda kullanılan ilk otomatik kronograf olmuştur.

Bu hikayenin ortaya çıkmasından kısa bir süre sonra, Albay Pogue, 1972 yılı başında sadece 71 dolara aldığı ve uzay görevleri dahil neredeyse 20 yıldır aralıksız kullanmaya devam ettiği saatini, online bir müzayede sitesi üzerinden sadece 5975USD ye satmıştır

Müzayede sitesi arşivlerindeki ilan görüntüsü

Saate verilen Pogue lakabının kaynağı bu hikayedir…


Seiko Pogue kullanan diğer ünlüler

Alpay Pogue dışında Pink Floyd davulcusu Nick Mason, ünlü formula1 efsanesi Francois Cevert ve Bruce Lee’nin de 6139 Speedtimer modellerini tercih ettiği bilinmekte, İlk üretildiği zamanlardan 1978’deki nihai emekliliğine kadar zaman zaman zengin ve ünlülerin bileklerini süslese de hiç bir zaman “özel bir saat” statüsüne yükselmeyen Speedtimer 6139- nam-ı diğer Seiko Pogue, 2007 yılında geç de olsa kazandığı itibar ile pek çok koleksiyoner için çoktan bir arzu objesine dönüşmüş durumda…

Son söz:

Bilindiği üzere vintage saat koleksiyonculuğunda, birkaç şey saatlerin çok daha özel kılar ve dolayısıyla görece olarak daha pahalı olmasına neden olur. Nadir bulunmak, çığır açan işlevsellik, ünlü bir sahip ya da tarihi bir olaya dahil olmak bu kriterlerin başında sayılabilir.  Mesela Omega için NASA’nın Apollo programı için resmi saat olarak Speedmaster’ı seçilmesi bir dönüm noktasıydı ya da  Rolex’in “Cosmograph” Daytona’sı başlangıçta ticari bir başarısızlık olarak nitelendirilse de, aktör Paul Newman’ın sahip olduğu egzotik kadranlı varyantı sayesinde tüm dikkatleri çekerek adeta tüm koleksiyonerler açısından kutsal kase statüsüne çıkmıştı. Bu muhteşem hikayesi ile, 6139 yani Seiko Pogue da tam olarak böyle özel bir saat.
Hala makul fiyatlara sahip bir adet Seiko Pogue edinmenizi şiddetle tavsiye ederim.

Derleme sırasında faydalanılan kaynaklar: dreamchrono, chrono24, wikipedia…

Yakışıklı değil ama…Bullhead

Her ne kadar zevkler ve renkler tartışmaz denilse de, muhtemelen, kronometre (chronograph) özelliği pek çok saatseverin en favori komplikasyonlarının başında gelir. Mesela siyah ve beyaz kontrastını ön plana çıkatan Panda tasarımlı kronometreli saatler, benim açımdan hem kadran görselliği hem de teknik açıdan mükemmele en yakın kombinasyondur.

Citizen Bullhead Chronograph Automatic 67-9011

Kronometreli saatlerin tarihine, hızlıca göz atacak olursak bu saatlerin ilk örnekleri 1800’lü yılların başında tasarlanmış (1816, Fransız saat ustası Louis Moinet), seri üretime geçmeleri ve görece olarak daha ulaşılabilir hale gelmeleri ise 1900’lerin ilk çeyreğini bulmuştur (Longines, Breitling…). 60’ların sonu ve 70’lerin başı ise otomatik kronometreli saatler açısından dönüm noktasıdır, zira  Seiko’nun fitilini ateşlediği quartz (pilli saat) tehlikesine/akımına rağmen, hemen tüm kalbürüstü firmalar kendi chrono özellikli kalibrelerini geliştirmeye ve peşpeşe günümüzde kült olan modellerini duyurmaya başlamışlar. (Zenith El Primero (1969), Seiko 6139 (1969), Heuer/Hamilton-Buren/Breitling/Dubois-Depraz caliber 11 (1969), Lemania (1970), Citizen 8100 fly back (1972), Valjoux 7750 (1974).

İncelememize konu olan Citizen’in ikonik modeli “Challenge Timer Chronograph” da tam olarak o dönemin eserlerinden. Saatseverlerin, aykırı tasarimina ithafen, orjinal ismini kullanmak yerine “Bullhead -Boğa başı” ya da  ‘Mickey Mouse’ takma isimlerini uygun gördüğü Challenge Timer, 1972’de Citizen tarafından duyurulan 40 saat rezerv süreli 23 taşlı 28800 beat 8110 Fly-back kalibresini barındırmaktadır. Tepe ve kronometre dugmelerinin radikal konumu ile dikkat çeken, Bullhead, in-house geliştirilmiş mekanizmasında hacking (saat ayarlama sırasında saniyenin durması), hızlı saat tarih değiştirme ve flyback chronograph (kronometreyi hızlıca resetleme özelliği) özelliklerini de barındırmaktadır…

Once upon a time in…Hollywood (2019)

Yönetmenliğini Quentin Tarantino’nun yaptığı  Di Caprio ve Brad Pitt’in beraber rol aldığı Bir Zamanlar Hollywood’da (Once Upon A Time…In Hollywood) filminde Brad Pitt’in kolunda da gördüğümüz Bullhead, aykırı tasarımı nedeniyle görenlerin ya çok sevdiği ya da nefret ettiği türden bir sanat eseri. Hala, az sayıda temiz örneklerine ulaşılabilir fiyatlarla sahip olabilmenin mümkün olduğu düşünüldüğünde, kronometreli saat sevenlerin mutlaka koleksiyonlarına eklemelerini öneririm…

12 nereden çıktı, Raketa 24H!

Her ne kadar bilim insanları bir tam günü 24 saat değil de 23 saat 56 dakika 4 saniye olarak ölçmüş olsa da, modern hayatın akışı 24 saatlik bir periyodu “gün” olarak baz almakta. Raketa 24H (4681471) de tam olarak bu gerçeklikten/ihtiyaçtan yola çıkarak tasarlanmış bir saat;

Muhtemelen BigZero ile birlikte en bilinen ve Sovyet saat endüstrisinin yüz akı modellerinden biri olan 24H, “farklı” ve “fonksiyonel” kadran tasarımı ile dikkatleri çekmekte, Kadran üzerinde 12 saatlik bir indeks yerine 24 saatlik bir indeks barındıran model, ilk olarak 1980’lerin ortasında üretilmeye başlanmış.

24H’nin ortaya çıkış amacı çok basit, denizalti mürettebatı, maden işçileri ya da kutup bölgesi çalışanları gibi gün ışığını takip edebilme imkanı olmayanlara her daim doğru zamanı “süpheye yer bırakmayacak şekilde” gösterebilmek, zira uzun zaman gün ışığından uzak çalışan kişilerin sadece 12 saati adresleyen klasik kadranlı bir saat ile zaman takip edebilmeleri oldukça zor, hatta çoğu zaman imkansız. 24H, bu ihtiyaci adresleme fikrinden yola çıkılarak üretilmiş, basit, fonksiyonel ve makul fiyatlı bir zaman ölçme makinesi. “Üstelik gereksiz hiç bir bileşenin yer almadığı sade tasarımı da oldukça çarpıcı!”

Saat çoğu dönemdaşı gibi meknik (kurmalı) bir mekanizmaya sahip (17 taşlı, 2623.HA – modifiye edilmiş 2609.HA), tepe saat 3..hömmm..pardon saat 6 konumunda, cam olarak mika diye de bilinen akrilik malzeme tercih edilmiş, 18mm kordon genişliğine sahip kasa, 40mm genişliğe ve 11mm kalınlığa sahip. Gövde malzemesi olarak pirinç üzerine krom kaplama tercih edilmiş, saat kadranında ikinci bir katman olarak yer alan ve 4 er saatlik mesaileri takip edebilmek icin tasarlanmış “içeriden dönen manuel bezel” ise hem oldukça şık  hem de fonksiyonel bir komplikasyon.

Malumunuz, gün geçtikçe temiz dönem saatlerine ulaşabilmek hepimiz için (35-40 yıllık saatler) daha da zor olmaya başladı. Özellike Sovyet saatlerine meraklı takipçilere bu modeli “hala temin edilebiliyorken” ve fiyatları makul seviyelerdeyken edinmelerini tavsiye ederim. Zira içinde bulunulan Savaş iklimi ve rubledeki “anlamsız” değer artışı, bu segmentteki ürünlerin fiyatlarında ciddi artışlara neden olacak gibi..

Son söz;

Raketa 24 saat kadrana sahip yeni jenerasyon saatler üretmeye devam etmekte ve bu yeni nesil modellerin fiiyatları 1000euro -2000euro aralığında!

Raketa 511512: Kızıl Ok

Bugün sizlere katalog numarası 511512 olan bir Raketa modelinden bahsedeceğim. (Evet ismi sıkıcı!) Bu modelin neden KIZIL OK adını verdiğimi ise makalenin sonunda açıklayacağım.

Yakın zamanda “biraz da risk alarak” online bir platformdan fotoğraftaki modeli aldım. Saat, ilandaki tüm fotoğraflarına göre, kadranı hafif patina almış kasası ikonik BigZero’da kullanılan pirinç üzerine krom kaplama olan, daha önce çok sık karşılaşmadığım bir model gibi duruyordu. İtiraf etmeliyim ki saati kargodan teslim aldığımda oldukça şaşırdım, zira gelen saat hem beklediğimden çok daha şıktı hem de kadrandaki patinadan eser yoktu.

Detaylı bir ön inceleme neticesinde de durum daha net anlaşıldı, zira saatin dokulu ve parlak gümüşi kadran yapısı (gofret kadranları andıran ama farklı bir doku), ne zaman fotoğraf çekmeye kalksanız “eğer whitebox kullanmıyorsanız ya da ışık kullanımı konusunda tecrübesizseniz”, mutlaka gölge ya da yansımalar oluşturuyordu, bu durum da fotoğraflarda sanki yıllanmış/eski bir kadrana sahip gibi görünmesine neden oluyordu. Ez-cümle, saatin adeta NOS derecesinde temiz olması oldukça hoş bir sürpriz oldu…

Saatten kısaca bahsedecek olursak, daha sade kadran tasarımına sahip bir BigZero denebilir. Kasa ve Mekanizma tamamen aynı (2609.HA Manuel Kurmalı mekanizma) – ki saat zaten 1992 Raketa kataloğunda kuzenleri olan BigZero ve Blind ile aynı sayfada yer almış. Kordon genişliği çoğu Rus saatinde olduğu üzere 18mm. Rezerv süresi 35-40 saat arası. Cam olarak tüm nesildaşı Raketalar gibi mika kullanılmış. (Ucuz, sıcak, doyurucu…!). Bence saatin en ayırt edici özelliği Kırmızı saniye kolu- bu detay saate oldukça şık bir hava katmış.

Bu modele ben kırmızı saniye kolu sebebiyle KIZIL OK adını verdim.

Kızıl ok yüreğime saplandığında Seni gördü gözlerim Seni duydu kulaklarım Seni sevdi yüreğim”

Hem nostaljik hem de modern bir tasarıma sahip Raketa 51151’yi umarım siz de beğenmişsinizdir.…

Sevdiğimiz bir üstadımızın da dediği gibi;

Saatlerle kalın, hoşçakalın…

Belarus’un Gözbebeği: Luch

Rusya, Ukrayna, Polonya, Litvanya ve Letonya ile komşu olan Belarus, Luch markası ile horoloji tarihinde kendine yer edinmeyi başarmış mütevazi bir Doğu Avrupa ülkesidir. Köklü bir geçmişe sahip olan, hem basit hem de estetik tasarımıyla dikkat çeken Luch saatleri bu topraklarda doğar ve hikayenin başlangıcı ise 1950 li yıllara yani Sovyetler dönemine değin uzanır… Bu derlemede, Luch markasının nasıl ortaya çıktığını, nasıl geliştiğini ve nasıl tanındığından kısaca bahsetmeye çalışacağız.

Luch’un kökeni, 1953 yılında Sovyetler’in  Belarus’ta bir saat fabrikası kurma kararına dayanır. Bu kararın amacı, başta kadın kol saatleri üretimini artırmak ve ürün çeşitliliğini genişletmektir. 1955 yılında inşaatı tamamlanan fabrika, 1959 yılında Minsk Saat Fabrikası adını alır ve Luch, Zarya ve Vympel gibi markaları üretmeye başlar. Minsk Saat Fabrikası, hem çalışanlarının eğitimine hem de ürünlerinin kalitesine önem verir.

1960 yılında, fabrika kendi tasarladığı 13 mm çapında ve 3.4 mm yüksekliğinde bir saat mekanizması geliştirir. Bu mekanizma, Luch-1300 modeline hayat verir. Ancak, bu modelin üretimi kısa sürede durdurulur ve fabrika erkek kol saatleri üretmeye odaklanır. İki yıl sonra, Minsk Saat Fabrikası, Moskova’daki bir fabrikadan aldığı teknik dokümanlarla, çok ince bir erkek kol saati olan Vympel’i üretmeye başlar. Bu saat, Luch-2209 olarak adlandırılır ve fabrikanın en popüler modellerinden biri olur. Bu modelin özelliği, kasanın sadece 4.2 mm kalınlığında olmasıdır. 1970’lerde, Minsk Saat Fabrikası zirveye ulaşır ve yılda yaklaşık 5 milyon saat üretir. Fabrika, Sovyetler Birliği’nin yanı sıra diğer ülkelere de ihracat yapar. Fabrikanın ürettiği saatler, kalite ve fiyat açısından avantajlı oldukları için beğenilir.

Sovyetler BirliğiSovyetler Birliği dağıldıktan sonra, Minsk Saat Fabrikası zor zamanlar yaşar. Üretim düşer, pazar daralır ve rekabet artar. Fabrika yeni modeller ve teknolojiler geliştirerek ayakta kalmaya çalışır. 1990’lı yıllarda, fabrika quartz saatler ve otomatik mekanizmalar da üretmeye başlar. 2010’da, Minsk Saat Fabrikası’nın kaderi değişir. Dünyaca ünlü İsviçreli lüks saat markası Franck Muller, Luch’a ilgi duyar ve fabrikanın %80 hissesini satın alır. Bu ortaklıkla birlikte, fabrika modernize olur ve yeni koleksiyonlar çıkarır. (Franck Muller’in CEO’su Vartan Sirmakes bir röpotajında Belarus’taki saat endüstrisine destek olmak istediğini, ve bu nedenle Luch’ı satın aldıklarını söylemiştir…)

Saatseverlere göre Luch’un en dikkat çekici koleksiyonu tek kollu modellerdir. Zamanı sadece bir akrep ile gösten bu tasarım hem basit hem de estetiktir. Luch’ın tek kollu saatleri, meşhur Alman markası Meistersinger ile benzerdir ve sık sık karşılaştırılır; ancak, kuşkusuz ki Luch’un fiyatı çok daha uygun ve erişilebilirdir. Ayrıca, Luch saatler, Meistersinger saatlere göre daha küçük çapa sahiptir ve ince bilekli kullanıcılar için daha uygun denilebilir.

Luch, Belarus’un saat endüstrisindeki başarısının önemli bir simgesidir ve tarihsel  mirasla modern bir vizyonu birleştirebilen harika bir markadır, her ne kadar savaş nedeniyle günümüzde Belarus menşeiili ürünlere ulaşmak geçmişe nazaran çok daha zor olsa da, tek kollu saatlere meraklı tüm saat severlere Luch markasına göz atmalarını şiddetle tavsiye ederim.

Hoşçakalın…

Kaynaklar

  • https://en.wikipedia.org/wiki/Luch_%28watch%29
  • https://luch.by/en/o-zavode/istoriya/
  • https://www.europastar.com/the-watch-files/a-world-watch-tour/1004093273-luch-the-last-surviving-belarusian-watchmaker.html
  • https://www.unusual-watches.com/single-hand-watches.html

Saklı güzellik: “Wind Rose”

Raketa (Rusça: Ракета, “Rocket”) kol saatleri, 1961’den beri Saint Petersburg’daki Petrodvorets Saat Fabrikası tarafından üretilmektedir. Petrodvorets Saat Fabrikası, 1721’de Büyük Peter tarafından kurulan Rusya’nın en eski fabrikasıdır.
Raketa saatleri, Kızıl Ordu, Sovyet Donanması ve Kuzey Kutbu seferleri için olduğu kadar siviller için de üretilmiştir ve firma baştan sona kendi mekanizmalarını üreten bir avuç küresel saat markasından biridir.

Saat severlerin özellikle Big zero, Copernicus, 24H, Blind gibi artık kült olmuş modellerini iyi bildiği ve Raketa’nın güncel mekanizmalı yeni nesil modelleri de hala üretilmeye devam etmektedir.

Fotograftaki eşsiz kondüsyondaki güzellik Raketa’nın pek de kıymeti bilinmeyen modellerinden “Wind Rose” (Rüzgar gülü). Pek çok saat sever bu modele Polaris, Polar Star veya Antarctic Star gibi farklı isimler yakıştırmış olsa da ürünün asıl model numarası 4991866’dır. Zira Raketa aslında ürünlerine isim yerine model numarası vermekteyi tercih etmektedir. Kadrandan da görüleceği üzere, saatin üretim yeri Poccia (yani Rusya – muhtemelen 90’lar ortası). Bu modelin 1980’lerden kalma USSR (Sovyet) versiyonu da kolleksiyonumda yer almaktadır….

Ölçüler: 42x42mm(tepe dahil)
Kalınlık 11mm
Rezerv 40 saat civarı
Mekanizma 19 taşlı, 2609.HA Manuel Kurmalı

Sovyet Tankı: “Vostok Amphibia”

Vostok Amphibia saatleri, Sovyetler Birliği’nin 1967 yılında ürettiği ilk dalgıç saatleridir. Bu saatler, denizciler ve dalgıçlar için tasarlanmış olup, 200 metreye kadar su geçirmezlik, yüksek darbe dayanımı ve sıcaklık değişimlerine karşı hassasiyet gibi özelliklere sahiptirler. Vostok Amphibia saatleri, horoloji tarihinde önemli bir yere sahip olup, günümüzde de dünya çapında bir hayran kitlesine sahiptir.

Vostok’un hikayesi 1942’de Moskova’daki saat üretim tesislerinden birinin Moskova’dan Kama Nehri üzerindeki küçük bir kasaba olan Chistopol’a tahliye edilmesiyle başlar. Tesis, Sovyetler Birliği Savunma Bakanlığı için resmi saat tedarikçisi olarak atanır. (ki bu yıl dünyaca ünlü Vostok modeli “Komandirskie” (“Komutan”) saatinin ilk ortaya çıkış dönemidir…) Fakat Vostok’u efsane saat üreticileri arasında üst seviyelere taşıyan esas gelişme, 2 yıl sonra üretimine başlayacakları efsane Amphibia serisinin doğuşudur.

SSCB Donanmasından gelen özel talebe göre tasarlanan İlk Amfibi saatler 1967’de Chistopol saat fabrikasında üretilir. Bu model özellikle profesyonel denizciler, dalgıçlar ve denizaltıcıların karşılaşabileceği en zorlu koşulları adresleyecek şekilde tasarlanmıştır. Çok zorlu koşullarda bile yüksek dayanıklılık gösterebilmesi, hızlı sıcaklık düşüşlerinden etkilenmemesi, 200 metreye kadar derinliklerde bile hatasız çalışma, yüksek darbe dayanımı, sade ve özgün tasarımı Vostok Amphibia serisini horoloji tarihi açısından önemli noktalara taşımaktadır.

Savaş öncesi yıllarda savunma teçhizatları üreten şirket, o zamandan beri dünyaca ünlü, sağlam ve uygun fiyatlı mekanik kol saatleri üretmekte ve dizayn ilkelerine ve felsefelerine de ilk günkü kadar bağlıdır:

her sıcaklıkta, her ortamda hassas zaman işleyişini koruyan, yüksek basınca ve darbelere karşı dayanıklı mekanik saatler üretmek…”

Seçilen stratejinin uygulanabilirliği zamanla kendini kanıtlanmıştır ve Vostok pek çok uluslararası ödülle taçlandırdığı yolculuğuna, yadsınamaz büyüklükte bir hayran kitlesi desteğiyle hala devam etmektedir.

Vostok Amphibia saatleri, günümüzde de Chistopol saat fabrikasında üretilmeye devam etmektedir. Fabrika, eski modelleri yeniden canlandırmanın yanı sıra yeni tasarımlar ve teknolojiler de geliştirmektedir. Vostok Amphibia saatleri, hem koleksiyoncular hem de macera severler için uygun fiyatlı ve kaliteli bir seçenek olmaya devam etmektedir.